1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Emzirmede patron bebek!

Emzirmede patron bebek!

featured
emzirmede-patron-bebek.jpg
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Dekan Yardımcısı, Ebelik Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, emzirmenin anne ve bebek sağlığı açısından önemini, anne sütünü artırmada etkili uygulamaları, emzirme döneminde yaşanan sorunları ve bu süreçte ebe desteğinin rolünü değerlendirdi.

Ebe desteği daha gebelik döneminde başlıyor

Ebelerin emzirme sürecinin en başından itibaren annenin yanında olduğunu belirten Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, “Ebelik, emzirme sürecinin en başından itibaren annenin yanında olan bir meslek. Gebelik döneminde anneye emzirmenin bebeği için neden bu kadar değerli olduğunu anlatıyor, doğumdan hemen sonra ilk emzirmenin başlatılmasına rehberlik ediyoruz. Doğumu takip eden ilk saatlerde doğumla sağlanan ten temasının ardından bebeğin doğru şekilde memeye yerleştirilmesi, ağız açıklığının ve emme pozisyonunun doğru olması, sonraki haftalardaki emzirme başarısını doğrudan etkiliyor.” dedi.

Emzirme, anne ve bebeğin birlikte öğrendiği bir süreç

Ebe desteğinin lohusalık döneminde de devam ettiğini ifade eden Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, “Lohusalık döneminde ebe, anneyi düzenli olarak izleyerek meme başı sorunlarını erken fark ediyor, süt üretiminin yeterli olup olmadığını değerlendiriyor ve anneye hem teknik hem de duygusal destek sağlıyor. Bu süreçte ebe bebeğin gelişimini de eş zamanlı izliyor. Burada ebeler, emzirmeyi sadece bir beslenme eylemi değil, anne-bebek ikilisinin birlikte öğrendiği bir süreç olarak ele alıyor ve yakından takip ediyorlar.” diye konuştu.

“Sütüm yetmiyor” algısının altında farklı nedenler olabilir

Doğum sonrasında birçok annenin “Sütüm gelmiyor” veya “Sütüm yetmiyor” endişesi yaşayabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Esencan, “Gerçek anlamda süt yetersizliği, annelerin büyük çoğunluğunda düşünüldüğü kadar sık görülen bir durum değil. Literatürde birincil, yani fizyolojik nedenlere bağlı süt yetersizliğinin oranı oldukça düşük olarak bildiriliyor. Annelerin ‘sütüm yetmiyor’ algısının büyük bölümü; bebeğin emme sıklığının az olması, yanlış emzirme pozisyonu, doğumdan sonra memeye geç başlanması ya da ek gıda ve biberonla erken tanışma gibi önlenebilir nedenlerden kaynaklanıyor.” ifadesinde bulundu.

“Emzirmede patron bebek”

Süt üretiminin arz-talep ilişkisine dayandığını vurgulayan Doç. Dr. Esencan, emzirme sıklığının önemini şu sözlerle anlattı:

“Bu noktada annelere önerimiz; bebeği sık sık, gece dahil bebeğin talebine göre emzirmesi, doğru emzirme tekniğini öğrenmesi ve mümkünse ilk günlerde bir ebeden destek alması. Unutulmaması gereken nokta, emzirmede patron bebek. Süt üretimi arz-talep ilişkisine dayanır; bebek ne kadar sık ve etkili emerse, meme o kadar çok süt üretir. Bu doğrultuda süreci takip etmek ‘sütüm yetmiyor’ sorununu çözmede önemli rol oynayacaktır.”

Anne sütü taklit edilemeyen biyolojik bir ürün

Emzirmenin yalnızca bebeğin karnını doyurmak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, “Anne sütü, bebeğin bağışıklık sistemini destekleyen antikorlar, büyüme faktörleri ve bebeğin yaşına özel besin bileşimini bir arada barındıran, taklit edilemeyen bir biyolojik ürün. Emzirilen bebeklerde solunum yolu ve gastrointestinal enfeksiyonlar, orta kulak iltihabı gibi sorunların daha az görüldüğü, ileriki yaşlarda obezite ve tip 2 diyabet riskinin azaldığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.” dedi.

Emzirme annenin sağlığını da destekliyor

Emzirmenin yalnızca bebeğe değil anneye de önemli sağlık yararları sağladığını ifade eden Doç. Dr. Esencan, “Anne açısından bakıldığında ise emzirme, doğum sonrası kanamanın azalmasına, rahmin daha hızlı toparlanmasına yardımcı oluyor; uzun vadede meme ve yumurtalık kanseri riskinin azalmasıyla da ilişkilendiriliyor. Ayrıca emzirme sırasında salgılanan oksitosin hormonu, anne-bebek bağlanmasını güçlendiriyor ve annenin doğum sonrası ruhsal uyumuna katkı sağlıyor. Bu nedenle emzirmeyi yalnızca bir beslenme yöntemi değil, kısa ve uzun vadeli sağlık sonuçlarını şekillendiren bütüncül bir süreç olarak değerlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Günde 8-12 kez emzirme süt üretimini uyarıyor

Bebeğin talebine göre emzirilmesinin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Esencan, “Bebeğin talebe göre, günde sekiz ila on iki kez emzirilmesi, memenin düzenli boşaltılmasını sağlayarak süt üretimini uyarıyor. Annenin dengeli beslenmesi ve susuzluk hissetmeden düzenli sıvı tüketmesi de süreci destekleyen faktörler arasında yer alıyor. Ancak burada belirleyici olan tek bir ‘mucize besin’ değil, genel beslenme düzeninin yeterli ve dengeli olması.” diye konuştu.

Yanlış kavrama meme ucu çatlağından mastite kadar sorun yaratabiliyor

Emzirme sırasında en sık karşılaşılan sorunlara değinen Doç. Dr. Esencan, meme ucu çatlakları, memede aşırı dolgunluk, sertlik ve ağrı ile mastitin öne çıktığını söyledi.

Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, “Bu sorunların büyük bölümünün temelinde bebeğin memeyi yanlış kavraması yatıyor. Ağız açıklığının yetersiz olması ya da yalnızca meme ucunun emilmesi hem anneye ağrı veriyor hem de memenin etkin boşalmasını engelliyor. İşte tam bu noktada ebe desteği kritik önem taşıyor. Doğru pozisyon ve doğru kavrama tekniğinin erkenden gösterilmesi, birçok sorunu daha ortaya çıkmadan önlüyor.” dedi.

“Küçük memeli annenin sütü az olur” inanışı yanlış!

Toplumda emzirmeye ilişkin çok sayıda yanlış inanış bulunduğunu belirten Doç. Dr. Esencan, “Toplumda en sık duyduğumuz yanlış inanışlardan biri, ‘küçük memeli anneler yeterli süt üretemez’ düşüncesi. Oysa süt üretim kapasitesi meme büyüklüğüyle değil, bez dokusunun işlevselliğiyle ilgilidir. Bir diğer yaygın yanlış, bebeğin sürekli ağlamasının mutlaka ‘sütün yetersiz olduğu’ anlamına geldiği inanışı. Oysa ağlama birçok farklı nedenden kaynaklanabilir.” dedi.

Kolostrum bebeğin en değerli ilk besini

“İlk süt faydasızdır” inanışının da bilimsel gerçeklerle çeliştiğine dikkat çeken Doç. Dr. Esencan, kolostrumun önemini vurguladı.

“‘İlk süt, yani ağız sütü veya kolostrum faydasızdır, atılmalıdır’ şeklindeki inanış bilimsel gerçeklerle çelişiyor. Aksine kolostrum, bebeğin bağışıklık sistemini destekleyen en değerli ilk besindir.” diyen Doç. Dr. Esencan, emziren annelerin beslenmesine ilişkin katı yasakların da her zaman bilimsel temele dayanmadığını belirtti.

Çalışan anneler işe dönmeden önce hazırlık yapmalı

Çalışma hayatına dönüşün emzirmenin sonlandırılması anlamına gelmediğini belirten Doç. Dr. Esencan, “Çalışma hayatına dönecek anneler için planlama, emzirmenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici. İşe dönmeden birkaç hafta önce süt sağma alışkanlığının kazanılmasını ve sağılan sütün doğru şekilde saklanmasını öneriyoruz. İş yerinde düzenli aralıklarla süt sağabileceği uygun ve mahremiyeti olan bir alanın bulunması hem annenin konforu hem de süt üretiminin sürekliliği açısından önemli.” dedi.

“Ebe desteğinin yeri doldurulamaz”

Emzirmenin biyolojik olduğu kadar duygusal bir süreç olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Emzirme, anne ile bebek arasında kurulan, sağlık çıktılarını hem kısa hem uzun vadede şekillendiren biyolojik ve duygusal bir süreç. Bu sürecin sağlıklı işlemesinde ebelerin gebelikten lohusalığa uzanan sürekli desteği, doğru bilgiye erişimi kolaylaştırması ve annenin kendine güvenini pekiştirmesi bakımından yeri doldurulamaz bir öneme sahip.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
joy
Joy
0
cong_
Cong.
0
loved
Loved
0
surprised
Surprised
0
unliked
Unliked
0
mad
Mad
Emzirmede patron bebek!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Menik Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Follow Us